Hakkında Saving Mr. Banks
Saving Mr. Banks, 2013 yapımı, gerçek bir hikayeden ilham alan dokunaklı bir biyografik dramadır. Film, dünyaca ünlü çocuk kitabı serisi Mary Poppins'in yaratıcısı, inatçı ve korumacı yazar P.L. Travers'ın (Emma Thompson), karakterinin film haklarını, on yıllardır peşinde olan efsanevi yapımcı Walt Disney'e (Tom Hanks) verme sürecini konu alır. Travers, maddi sıkıntılar nedeniyle Los Angeles'a gider, ancak Disney'in stüdyosunun renkli, şenlikli dünyası ve filmi müzikale dönüştürme planları onun ciddi ve hassas dünyasıyla çatışır.
Emma Thompson, P.L. Travers rolünde, katı dış kabuğunun altındaki incinmişliği ve geçmişinin hayaletlerini muhteşem bir incelikle yansıtıyor. Tom Hanks ise Walt Disney'i, karizması ve pazarlıkçı sabrının yanı sıra insani yönleriyle de canlandırarak unutulmaz bir performans sergiliyor. Yönetmen John Lee Hancock, hikayeyi iki zaman diliminde ustaca işliyor: biri 1960'ların Hollywood'unda geçen müzakereler, diğeri ise Travers'ın Avustralya'daki çocukluğunu ve babasıyla (Colin Farrell) ilişkisini anlatan, filmin duygusal kalbini oluşturan geri dönüş sahneleri.
Saving Mr. Banks izlenmeli çünkü sadece bir film yapım sürecini değil, yaratıcılığın kaynağını, çocukluk travmalarının yetişkinliğe etkisini ve bir sanat eserinin sahibi ile onu popüler kültür simgesine dönüştürmek isteyen biri arasındaki duygusal mücadeleyi anlatıyor. Mükemmel oyunculuklar, dönemin atmosferini başarıyla yansıtan prodüksiyon ve dokunaklı senaryosuyla izleyiciyi hem güldürüp hem hüzünlendiren, sonunda ise derin bir iç görü ve huzur bırakan nadir filmlerden biridir. Sanat ile ticaret, hatıralar ile gerçeklik arasındaki ince çizgiyi keşfetmek isteyen herkes için mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıt.
Emma Thompson, P.L. Travers rolünde, katı dış kabuğunun altındaki incinmişliği ve geçmişinin hayaletlerini muhteşem bir incelikle yansıtıyor. Tom Hanks ise Walt Disney'i, karizması ve pazarlıkçı sabrının yanı sıra insani yönleriyle de canlandırarak unutulmaz bir performans sergiliyor. Yönetmen John Lee Hancock, hikayeyi iki zaman diliminde ustaca işliyor: biri 1960'ların Hollywood'unda geçen müzakereler, diğeri ise Travers'ın Avustralya'daki çocukluğunu ve babasıyla (Colin Farrell) ilişkisini anlatan, filmin duygusal kalbini oluşturan geri dönüş sahneleri.
Saving Mr. Banks izlenmeli çünkü sadece bir film yapım sürecini değil, yaratıcılığın kaynağını, çocukluk travmalarının yetişkinliğe etkisini ve bir sanat eserinin sahibi ile onu popüler kültür simgesine dönüştürmek isteyen biri arasındaki duygusal mücadeleyi anlatıyor. Mükemmel oyunculuklar, dönemin atmosferini başarıyla yansıtan prodüksiyon ve dokunaklı senaryosuyla izleyiciyi hem güldürüp hem hüzünlendiren, sonunda ise derin bir iç görü ve huzur bırakan nadir filmlerden biridir. Sanat ile ticaret, hatıralar ile gerçeklik arasındaki ince çizgiyi keşfetmek isteyen herkes için mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıt.


















